<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islamdinimiz.com</title>
	<atom:link href="http://www.islamdinimiz.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamdinimiz.com</link>
	<description>İslamiyet Adına Hersey Burda..</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Apr 2012 13:55:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Dogal Guzellik Sitesi Ile Ilgili Yazi</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/dogal-guzellik-sitesi-ile-ilgili-yazi/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/dogal-guzellik-sitesi-ile-ilgili-yazi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 13:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[emrullah karahan]]></category>
		<category><![CDATA[guzellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/?p=2516</guid>
		<description><![CDATA[Dogal guzellik sitesi &#8211; bakim, cilt bakimi, cilt maskeleri, diyet, kozmetik, maske, moda, parfum, saglik, yeme-icme gibi konularda cesitli ozgun yazilarin yayinlandigi bir sitedir. Sitede dogal guzellik sirlari, pratik formuller ve bakim onerileri yer almaktadir. Daha guzel gorunmek ve gunluk bakimlarinizi yapmak icin kozmetik urunlere ihtiyaciniz yok. Evinizde bulunan malzemelerle guzelliginize guzellik katabilirsiniz. Kadinlara ozel; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dogal guzellik sitesi &#8211; bakim, cilt bakimi, cilt maskeleri, diyet, kozmetik, maske, moda, parfum, saglik, yeme-icme gibi konularda cesitli ozgun yazilarin yayinlandigi bir sitedir.  Sitede dogal guzellik sirlari, pratik formuller ve bakim onerileri yer almaktadir. Daha guzel gorunmek ve gunluk bakimlarinizi yapmak icin kozmetik urunlere ihtiyaciniz yok. Evinizde bulunan malzemelerle guzelliginize guzellik katabilirsiniz. Kadinlara ozel; denenmis ve basarili sonuc alinmis dogal guzellik sirlari.</p>
<p>Sivilcelerden Kurtulmak Icin Yapilmasi Gerekenler, Cilt lekelerine dogal cozumler ve cildi beyazlatma, Catlaklardan Kurtulmanin Yollari, Selulit Formulleri, Ciller – “Gunes Opucukleri”, Yag yakici bitkiler, Cansiz Saclar Icin Maskeler, guzellik formulleri,ve daha bir cok yazi ile dogal formulleri kullanarak sorunlardan kurtulup guzellesebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/dogal-guzellik-sitesi-ile-ilgili-yazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zimem defteri</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/zimem-defteri/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/zimem-defteri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/zimem-defteri/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Osmanlı’da zimem defteri diye bir şey varmış, o nasıl bir şey?CEVAPZimem, zimmet kelimesinin çoğuludur. Zimmet burada borç demektir. Zimem defteri borçluların borçlarının yazılı olduğu defter demektir. Osmanlı zenginleri, borçlarını ödeyemeyenlere yardımcı olurlardı. Bir de kendi isimlerinin bilinmemesini, gizli yapılmasını isterlerdi. Veremeyenleri tespit edip borçlarını öderlerdi. Durumu iyi olmayan fakirlerin de borçlarını öderlerdi. Eğer borcunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual:</b> Osmanlı’da zimem defteri diye bir şey varmış, o nasıl bir şey?<br /><strong>CEVAP</strong><br />Zimem, zimmet kelimesinin çoğuludur. Zimmet burada borç demektir. Zimem defteri borçluların borçlarının yazılı olduğu defter demektir.</p>
<p>Osmanlı zenginleri, borçlarını ödeyemeyenlere yardımcı olurlardı. Bir de kendi isimlerinin bilinmemesini, gizli yapılmasını isterlerdi. Veremeyenleri tespit edip borçlarını öderlerdi. Durumu iyi olmayan fakirlerin de borçlarını öderlerdi. Eğer borcunu ödeyemeyen bulamazlarsa, borç defterini açıp rast gele bazılarının borçlarını öderlerdi. Bu olay, <b>zimem defteri </b>diye şöhret bulmuştur.</p>
<p>Osmanlı’nın sadaka taşları da meşhurdur. Fakirler ihtiyacı kadar oradan para alırlardı. Böylece fakir zengine minnettar kalmazdı.</p>
<p>Osmanlı, kışın kurtların aç kalıp köye, kente saldırmaması için dağ başlarına ölmüş hayvan eti bırakırdı. Osmanlı insanları aç bırakmadığı gibi hayvanları da aç bırakmazdı.</p>
<p>Osmanlı devletinde çeşitli ırklardan insanlar olduğu halde ırkçılık diye bir şey yoktu.</p>
<p>Bazı ülkeler, birçok işte Osmanlıyı örnek almıştır. Bir milletin iyi işlerini örnek almak hiçbir ülkeye zarar vermez, aksine çok yararı olur.
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/zimem-defteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan yetiştirmek</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/insan-yetistirmek/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/insan-yetistirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/insan-yetistirmek/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: 16. yüzyıl Osmanlı Tarihçilerinden Gelibolulu Mustafa Âli Efendi şöyle diyor:Mesacid-ü meabidi ko âdem yapKâbe yapmakcadur âdem yapmakTaş ağaç kaydı ne lâzım şâhımYaraşır şahlara âdem yapmak.Bu şiir, internette dolaşıyor, insan yetiştirmenin önemi anlatılıyor diyerek, herkes birbirine tavsiye ediyor. Bu şiirde Osmanlı idarecileri mi kötüleniyor?CEVAPAnsiklopedilerdeki bilgilere göre, bu tarihçinin, zamanındaki padişahlardan yüz bulamadığı, onların itimadını kazanamadığı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual: </b>16. yüzyıl Osmanlı Tarihçilerinden Gelibolulu Mustafa Âli Efendi şöyle diyor:<br /><b>Mesacid-ü meabidi ko âdem yap<br />Kâbe yapmakcadur âdem yapmak<br />Taş ağaç kaydı ne lâzım şâhım<br />Yaraşır şahlara âdem yapmak.<br /></b>Bu şiir, internette dolaşıyor, insan yetiştirmenin önemi anlatılıyor diyerek, herkes birbirine tavsiye ediyor. Bu şiirde Osmanlı idarecileri mi kötüleniyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>Ansiklopedilerdeki bilgilere göre, bu tarihçinin, zamanındaki padişahlardan yüz bulamadığı, onların itimadını kazanamadığı, bazı görevlerinden azledildiği bildiriliyor. Bu şiirin, (Benim gibi bir adamı niye önemli bir yere tayin etmiyorsunuz?) gibi bir düşünceyle yazılmış olma ihtimali kuvvetlidir.</p>
<p>Adam yetiştirmek elbette çok önemlidir; fakat yükseğe çıkmak için başkalarının üstüne basmamalı, yani bir hizmet yaparken başkalarına zarar vermemelidir. Adam yetiştirmeli; ama mescit yapmayı da ihmal etmemelidir. <b>(Bırak mescid yapmayı da, adam yetiştir) </b>denir mi hiç? <b>(Ne güzel mescidler yapıyorsun, bir de bunlar için güzel adamlar yetiştir)</b> demek daha uygun olurdu. Padişahları mescid yapmakla tenkit etmek doğru değildir. Osmanlı Sultanları, mescid yaptırdığı için adam yetiştirmeyi ihmal etmediler.</p>
<p>Mescid yapmak için kullanılan, (Taş ve ağaçla oyalanmak) ifadesi de hiç uygun değil! Mescid, cami yapmak, dinimizde çok kıymetli bir ibadettir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br /><b>(Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekât veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.)</b> [Tevbe 18]</p>
<p>Kâmil insan nerede yetişir? Elbette medresede, mescidde yetişir. Buralar, insan yetişmesi için bir eğitim merkezi değil mi? Adam yetiştirme yeri yapmak, tenkit edilmemeliydi.</p>
<p>İslam âlimleri de buyuruyor ki: Camilerde cemaatle namaz kılmak, Müslümanların kalblerini birbirine bağlar. Aralarında sevgiyi sağlar. Birbirlerinin kardeş olduklarını anlarlar. Büyükler, küçüklere merhametli olur. Küçükler de, büyüklere saygılı olur. Zenginler, fakirlere ve kuvvetliler, zayıflara yardımcı olur. Sağlamlar, hastaları camide göremeyince, evlerinde ararlar. <b>(Din kardeşinin yardımına koşanın, yardımcısı Allahü teâlâdır)</b> hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşmak için yarış ederler.<b> (Mezahib-il-erbea)</b>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/insan-yetistirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt sevgisi</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/osmanli-sultanlarinin-ehl-i-beyt-sevgisi/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/osmanli-sultanlarinin-ehl-i-beyt-sevgisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/osmanli-sultanlarinin-ehl-i-beyt-sevgisi/</guid>
		<description><![CDATA[Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demiryolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın verdiği şu çok özel talimat; onun, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demiryolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın verdiği şu çok özel talimat; onun, Ehl-i Beyt’in şahsında Peygamber efendimize olan sevgi, saygı ve bağlılıktaki hassasiyetini göstermesi açısından, eşine az rastlanır müthiş bir misaldir: <br /><b>“Mümkün olan aletlerin üzerine keçeler sarınız ki, fazla gürültü olmasın ve Ehl-i Beyt’in ve burada yatanların mübarek ruhları rahatsız olmasın!..” </b><br /><b><br />Kulaklarım bereketlensin<br /></b>Sultan Abdülmecid Han son hastalığında, yatakta oturamıyor, hep yatıyordu. Yalnız, mühim şeyler okunup <b>irade-i şahane </b>alınıyordu. Sıradaki bir yazı için, <b>Medine halkının bir dilekçesi okunacak </b>denildi. <b>(Durun, okumayın, beni oturtun) </b>buyurdu. Arkasına yastık konup, oturtuldu. <b>(Onlar, Resulullah efendimizin komşularıdır. O mübarek insanların dilekçesini yatarak dinlemekten haya ederim. Ne istiyorlarsa, hemen yapınız! Fakat, okuyunuz da, kulaklarım bereketlensin!) </b>buyurdu. Ertesi gün vefat etti. </p>
<p><b>Hadimül-haremeyn deyin<br /></b>Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendisine de <b>Sultanül-haremeyn</b> diyen hatibi susturup, <b>(Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Hadimül-haremeyn deyin) </b>buyurmuştur.</p>
<p><b>Surre alayları<br /></b>Sultan Birinci Mehmed Han, Haremeyne her sene Surre alayı göndermek güzel âdetini çıkarmıştır. </p>
<p>Osmanlı padişahlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerifeyn ahalisine, zahidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyalara surre; bunları götüren topluluğa da surre alayı denirdi.</p>
<p>Her şeyin en güzelini Haremeyn-i şerifeyne layık gören Osmanlılar da, surre alaylarının en güzellerini gönderdiler. Bu hizmet devletin yıkılışına kadar en zor şartlarda bile devam ettirildi.</p>
<p>Gönderilirken, Kur’an-ı kerim ve na’tlar okunur, kurbanlar kesilir, buhûrdânlar yakılır, tekbir getirilir, dualar edilirdi. Receb ayının on ikisinde Üsküdar’a geçirilen surre alayı halkın coşkun sevgi gösterileri arasında yeni hediye katarları ve hacı adaylarının da iştirakı ile Hicaz’a doğru yoluna devam ederdi. Yol üzerinde bulunan beylerbeyi ve sancakbeyleri surrenin emniyetini temin etmekle mükelleftiler.</p>
<p>Surre alaylarının sonuncusu 1915 yılında gönderildi. Daha sonra Mekke Emirinin isyânı (1916) ve toprakların elden çıkması sebebiyle gönderilen surre alayları yerine ulaşamadı.</p>
<p><b>Yüzün sür kademine o gülün</b><br />İstanbul’da Sultan Ahmed Camiini yaptıran, Birinci Ahmed Han, İslamiyet’e ve Resulullah efendimize gönülden bağlı idi. Beytullahın ve Hucre-i seadetin perdeleri Mısır’da dokunurdu. Ahmed han, İstanbul&#8217;da dokutup saygı ile göndermiştir.</p>
<p>Bahtî mahlasıyla şiir de yazan Ahmed Han, Nakş-ı kadem-i şerîf [Peygamber efendimizin mübarek ayak izi] şeklinde murassâ bir sorguç yaptırmış, ortasına da mavi mine üzerine altınla kendisine ait şu mısraları yazdırmıştı:<br /><b>N’ola tâcım gibi başımda götürsem dâim<br />Kadem-i resmini ol hazret-i şâh-ı Rüsülün<br />Göl-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir.<br />Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün.</p>
<p></b>Sultan Ahmed Han, Cuma ve Bayram günlerinde ve diğer mübarek günlerde başına bu sorgucu takardı. <br /><b><br />Kimim var hazretinden gayrı</b><br />Sultan İkinci Mahmud Han’ın, Hücre-i saadete hediye ettiği şamdanla birlikte gönderdiği aşağıdaki yazı, Osmanlı sultanlarının Resulullah efendimize olan hürmet ve muhabbetlerinin başka bir vesikasıdır. </p>
<p><b>Şamdan ihdaya eyledim cüret ya Resulallah! <br />Muradım der-i ulyaya hizmet, ya Resulallah! </p>
<p>Değildir ravdaya şayeste, destaviz-i naçizim, <br />Kabulünle kıl ihsan u inayet, ya Resulallah! </p>
<p>Kimim var hazretinden gayrı, halim eyleyem i&#8217;lam, <br />Cenabındandır ihsan u mürüvvet, ya Resulallah! </p>
<p>Dahilek, el&#8217;eman, sad el- eman, dergahına düştüm, <br />Terahhüm kıl, bana eyle şefaat ya Resulallah! </p>
<p>Dü- alemde kıl istishab bu Han Mahmud-i Adliyi, <br />Senindir evvel ü âhırda devlet ya Resulallah! <br /></b><br /><b>“Nakibü’l Eşraflık” müessesesi<br /></b>Devlet-i Âliye; Fahri Kâinat Efendimiz ve Onun kutlu soyu Ehl-i Beyt’e hürmet ve hizmetini, müesseseler kurarak da fiilen gösterme yoluna gitmiştir. Sınırları dahilindeki, Peygamber nesebine mensup Seyyid ve Şerifleri tek tek kaydederek; her türlü ihtiyaç ve hizmetlerini görmek ve şecerelerini soy kütüklerine işleyip muhafaza etmek için, özel olarak “Nakibü’l Eşraflık” müessesesi ihdas etmiş ve başına da Âl-i Beyt’e mensup “Nakibü’l Eşraf” isimli bir memur atamıştır. </p>
<p>Peygamber nesline bağlı olduğunu belgeleyenlere, birer berat verip kendilerini her çeşit vergiden muaf tutmuştur. Bütün bu hürmet ve imtiyazlarla, topraklarımızda dağınık halde bulunan Seyyid ve Şeriflerin, huzur ve sükun içerisinde hayat sürmelerini amaçlamıştır. </p>
<p>Osmanlı, Nakibü’l Eşraflara hürmet ve ihtiramda o kadar ileri gitmiştir ki, bazı padişahların Eyüp Sultan Türbesinde tertiplenen cülus merasimlerinde onlara, kılıç dahi kuşattırmıştır. Mesela, III. Ahmed, I. Mahmud ve III. Mustafa Han’a, Şeyhülislam ile beraber Nakibü’l Eşraf kılıç kuşandırmıştır. Cüluslarda, Osmanlı Sultanına ilk önce, yine Nakibü’l Eşraf bağlılığını arzedip dua etmiştir. Savaşlarda ise, padişahla beraber Nakibü’l Eşraf da sefere katılıyor ve Hazret-i Peygamberin sancağı dibinde yürüyordu. Sancak-ı Şerif’in İstanbul’dan sefere çıkışından tekrar dönüşüne değin, Nakibü’l Eşraf ile maiyetindeki bütün Seyyid ve Şerifler, tekbir ve salevat getiriyorlardı&#8230;
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/osmanli-sultanlarinin-ehl-i-beyt-sevgisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu kadar yangın tesadüf mü?</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/bu-kadar-yangin-tesaduf-mu/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/bu-kadar-yangin-tesaduf-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/bu-kadar-yangin-tesaduf-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Vehhabilik maddesine özetini aldığımız (İngiliz Casusunun İtirafları) kitabında, İslamiyet’i yıkmak, müslümanların birliğini bozmak, dinsizleştirmek için hazırlanan planlarda şu iki madde yer alıyor:9- İktisadi çöküntü de, bahsi geçen zararlı işlerin tâbii bir neticesidir. Mahsulleri çürütmek, ticaret gemilerini batırmak, çarşıları yakmak, bentleri, barajları yıkıp ziraat sahalarını ve sanayi merkezlerini su altında bırakmak ve içme suyu şebekelerine zehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Vehhabilik </b>maddesine özetini aldığımız <b>(İngiliz Casusunun İtirafları) </b>kitabında,<b> </b>İslamiyet’i yıkmak, müslümanların birliğini bozmak, dinsizleştirmek için hazırlanan planlarda şu iki madde yer alıyor:<br /><b><br />9- İktisadi çöküntü de, bahsi geçen zararlı işlerin tâbii bir neticesidir. Mahsulleri çürütmek, ticaret gemilerini batırmak, çarşıları yakmak, bentleri, barajları yıkıp ziraat sahalarını ve sanayi merkezlerini su altında bırakmak ve içme suyu şebekelerine zehir katmak suretiyle tahribatı arttırmalıdır. </p>
<p>14-</b> <b>İktisatları tahrip edilecek, gelir kaynakları, ziraat sahaları bozdurulacak, su bentleri yıktırılacak, ırmaklar kurutulacak, tembellik yaygınlaştırılacak, tembeller için, oyun yerleri açılacak. Uyuşturucu madde, içki, yaygın bir hâle getirilecektir.</p>
<p></b>Yukarıdaki iki maddeyi okuyunca, tarihte bilinen meşhur Edirne, İstanbul ve Babıali yangınlarını hatırladık. Bakın o tarihlerden itibaren nasıl yangınlar olmuş. Bu kadar yangın tesadüf mü, yoksa casuslar mı yaptı? Ansiklopedilerdeki bilgiler şöyle:<b><br /></b><br />*<b> </b>İstanbul, 24 Temmuz 1660 Cumartesi günü tarihinin en büyük yangın felaketine uğradı. Öyle ki 49 saat içinde şehrin üçte biri kül oldu. Yangın Unkapanı semtinde başlayarak, Topkapı Sarayı yönüne, Aksaray’dan surlara doğru ve Fatih semtine yayıldı. Deniz kenarındaki surların tepesinden aşarak, Marmara kıyılarında bulunanların üzerine kıvılcımlar sıçradı. En az 4.000 kişinin öldüğü bu yangında 80.000 ev kül oldu. Yangında su yolları kapandı ve fırınlar çalışmadığı için, halkın büyük bir kısmı aç ve susuz kaldı. Sultan Dördüncü Mehmed Hanın büyük gayretleri ve yardımlarıyla iki ay içinde Anadolu’dan getirilen ustalarla yanan binaların yerlerine yenileri yaptırıldı. Bu yangında 360 cami ve mescit, 40 hamam, 100 han ve kervansaray, 100 depo, yüzlerce konak, okul, medrese, tekke yanmıştı.</p>
<p>*<b> </b>5 Eylül 1693’de Ayazma Kapısında çıkan yangında; 18 cami, 19 mescit, 17 ilkokul, 10 medrese ve tekke, 11 hamam, 12 fırın, 2517 ev, 1146 dükkan birçok han ve depo yandı.</p>
<p>*<b> </b>1700 senesinde, Edirne 350 bin nüfusu ile dünyanın en büyük birkaç şehrinden biriydi. Bunlar; İstanbul, Paris, Londra ve Edirne idi. On sekizinci asırdan itibaren gerilemeye başladı. 1745 senesinde çıkan büyük bir yangınla 60 mahalle kül oldu. 1751 yangını da 1745’deki yangın şiddetindeydi.</p>
<p>*<b> </b>28 Eylül 1755’de İstanbul’da Hoca paşa semtinde çıkan yangın, dört kola ayrılarak büyük bir âfet hâline geldi. Yaklaşık otuz altı saat süren yangın sonunda Paşa kapısı da yandığından, sadâret dairesi bir müddet Kadırga Limanındaki Esma Sultan Sarayına nakledildi.</p>
<p>*<b> </b>6 Temmuz 1756’da, Sultan Üçüncü Osman devrinin ikinci büyük yangını oldu. Bu yangın İstanbul’un dörtte üçünü kül hâline getirdi. Cibâli taraflarında başlayan yangın, on üç kola ayrıldı. Unkapanı, Süleymaniye tarafları, Vefa’dan itibaren Şehzadebaşı, eski yeniçeri odaları, Langa tarafları, Zeyrek, Saraçhane, Etmeydanı, Aksaray, Davutpaşa İskelesi, Fatih, Sultanselim, Ali Paşa Çarşısı, Aya kapısı semtleri harabe hâline geldi. </p>
<p>*<b> </b>7 Temmuz 1795 gecesi çıkan yangında İstanbul’un mal depoları büyük ticarethaneleri yandı. Uğranılan zarar tahmini olarak o zamanki Osmanlı Devletinin iki yıllık geliri kadardı.</p>
<p>*<b> </b>1908, 1911, Mart ve 13 Haziran 1918’de çıkan dört yangın Sultanselim, Fatih, Halıcılarda büyük zararlara sebep oldu. Harp içinde olan devlet bunların yerine hemen yenisini yaptıramadığından uzun yıllar yanık yerler öyle kaldı.</p>
<p>*<b> Babıali Yangınları: </b>Osmanlı Devletinin idari merkezi olan Babıali&#8217;nin; 1740, 1755, 1808, 1826 ve 1839 senelerinde tamamen, 1878 ve 1911 senelerinde ise kısmen yanmasına sebep olan yangınlardır.]
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/bu-kadar-yangin-tesaduf-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Harem” ile ilgili romanlar</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/%e2%80%9charem%e2%80%9d-ile-ilgili-romanlar/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/%e2%80%9charem%e2%80%9d-ile-ilgili-romanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/%e2%80%9charem%e2%80%9d-ile-ilgili-romanlar/</guid>
		<description><![CDATA[Bazı Valide Sultanlar ve hayır hasenatları hakkında özet bilgi verelim:Hürrem SultanKanuni Sultan Süleyman Hanın zevcesidir. Haseki ve Hürrem Sultan ismiyle meşhur oldu. 1558 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Süleymaniye Camii avlusuna defnedildi. Kanuni sonradan bu saliha zevcesinin kabri üzerine bir türbe yaptırdı. Türbe, Mimar Sinan’ın eseri olup, içi muhteşem çinilerle süslüdür. Kubbeye yakın yerlerinde âyet-i kerimeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Bazı Valide Sultanlar ve hayır hasenatları hakkında özet bilgi verelim:<font size="1"><br /></font></b><br /><b>Hürrem Sultan<br /></b>Kanuni Sultan Süleyman Hanın zevcesidir. Haseki ve Hürrem Sultan ismiyle meşhur oldu. 1558 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Süleymaniye Camii avlusuna defnedildi. Kanuni sonradan bu saliha zevcesinin kabri üzerine bir türbe yaptırdı. Türbe, Mimar Sinan’ın eseri olup, içi muhteşem çinilerle süslüdür. Kubbeye yakın yerlerinde âyet-i kerimeler yazılıdır.<font size="1"></p>
<p></font>İlk çocuğu Şehzade Mehmed olup, Kanuni’nin tahta çıkmasından bir yıl sonra dünyaya gelmiştir. Mihr-i Mah Sultan, şehzade Selim ve Bayezid diğer çocuklarıdır. Bunlar kendisinden sonra vefat etmişlerdir. Mihr-i Mah Sultan, Rüstem Paşa ile evlendirildi.<font size="1"></p>
<p></font>Hürrem Sultan, hayır hasenat yapmayı çok severdi. Aksaray’da o zaman Avratpazarı, bugün Haseki denilen semtte kubbeli bir cami ile şadırvan, yanında imaret, medrese, darüşşifa ve mektep yaptırdı. Medrese, 1539 da yapıldı. Şimdi belediyenin polikliniği olarak kullanılan darüşşifa da 1550 de inşa edildi. Bundan başka Mekke ve Medine-i münevverede birer imaret yaptırdı. Edirne’ye su getirtti ve bunları muhtelif çeşmelerden akıttı. Cisr-i Mustafa Paşada Kervansaray, cami ve imaret yaptırdı. Bunlara kocası Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisine verdiği emlakını vakfederek adını hayırla tarihe yazdırdı. Kanuni de bu saliha zevcesi için, hayatının sonuna kadar hayırlar ve vakıflar yaptırmıştır.<font size="1"></p>
<p></font>İstanbul’da Aksaray Fındıkzade yolu üzerinde, sol taraftaki ağaçlık içinde İstanbul’un en eski hastanesi Haseki hastanesi, Hürrem Haseki Sultan tarafından 1539 da Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Civardaki Haseki Camii, büyük bir medrese, imarethane ve sebil de Sinan’ın eseridir.<font size="1"></p>
<p></font>Hastanenin yönetimi 1878 yılına kadar Hürrem Haseki Sultanın tesis ettiği vakfa ait iken o yıldan sonra şehremanetine (belediyeye) geçmiştir.<font size="1"></p>
<p></font>Hürrem Sultanın yaptırdığı bina halen hastane polikliniği olarak hizmet vermektedir. Diğer binalar sonraki yıllarda yapılmıştır. Bugün Haseki Hastanesi 15 faal servisi ve 645 yatağı ile hizmet veren Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı, tam teşekküllü bir kuruluştur.</p>
<p><b>Mihr-i Mah Sultan<br /></b>Kanuni Sultan Süleyman hanın kızıdır. Zevci Rüstem paşa, Eminönü ile Unkapanı arasındaki meşhur camii yapmıştır. Mihr-i Mah sultan da, Edirnekapı yanında büyük camii ve 1546 senesinde Üsküdar iskelesindeki Eski valide camiini yaptırmıştır. 1556 senesinde vefat etmiştir. Süleymaniyyede babasının türbesindedir. Rüstem paşanın kardeşi kaptan-ı derya Sinan paşa, Beşiktaş iskelesi yanında meşhur camii yaptırdı. 1553 senesinde vefat edip, Üsküdarda Mihr-i Mah sultan camii mihrabı önüne defnedildi. Camii Rüstem paşa 1555 de tamamladı. Rüstem paşa 1560 da vefat etti. Şehzade camii bahçesindeki türbesindedir. </p>
<p><b>Fatıma Sultan<br /></b>Yavuz sultan Selim hanın kerimesidir. Topkapı’da, zevci kara Ahmed paşanın camiine yakın <b>(Fatıma sultan mescidi)</b>ni yaptırmıştır. Kara Ahmed paşanın yaptırdığı <b>(Topkapı camii), (Pazartekke mescidi)</b>nin yanındadır. Ahmed paşa 1554 senesinde şehid edilince, inşâsı yarım kalmıştı. 1564 de, kardeşi Rüstem paşa tamamlamaya başladı. Yedi senede tamam oldu. Ahmed paşa camii yanındaki türbededir. Zevcesi Fatıma sultan, bu türbenin yanındadır.<br /><b><br />Mahpeyker Sultan<br /></b>Sultan Ahmed hanın zevcesi ve sultan dördüncü Murad ile Sultan İbrahim’in validesidir. <b>(Kösem sultan)</b> da denir. 1592 de doğup, 1651 de şehid edildi. Hüsni cemali, aklı ve zekası ve hayrat ve hasenatı ile meşhur saliha ve afife bir sultan idi. Yeni camiin temelini attı. Çarşambadaki <b>(Valide medresesi mescidi) </b>ve 1640 da Üsküdar’da Çinili camiini yaptırdı. Çakmakcılar yokuşunda büyük valide hanı ile içindeki mescid de, bunun eseridir. Rumelinde milyonlar değerinde vakıfları ve hayratı vardır. Otuz sene, devletin idaresinde hizmetleri oldu. Asiler ve şakiler tarafından sarayda şehid edildi. Sultan Ahmed türbesindedir. Sultan dördüncü Muradın kızı Safiyye sultan da bu türbededir. Hayrat ve hasenatı ile millete hizmetleri Naima tarihinde uzun yazılıdır. 1623 de, Anadolu kavağı camiini yaptırmıştır. Bu mescid şimdi gazinodur. İki kavağın kaleleri de 1623 de yapılmıştır.<br /><b><br />Turhan Sultan<br /></b>Sultan İbrahim’in zevcesi ve dördüncü sultan Mehmed’in validesidir. Hatice Turhan sultan, saliha ve hayrı sever bir hanım idi. Eminönü’nde büyük Yeni camiin temelini Mahpeyker Kösem sultan atmıştı. Turhan sultan tamamlatıp, 1664 de ibadete açıldı. Mektep, medrese, imarethane, kütüphaneler, çeşmeler yaptırdı. 1682 de vefat etti. Yeni cami yanındaki, Turhan sultan türbesindedir. Oğlu sultan dördüncü Mehmed ile torunları sultan ikinci Mustafa ve üçüncü sultan Ahmed ve birinci sultan Mahmud ve sultan üçüncü Osman han ve sultan beşinci Murad ve sultan Mahmudun validesi Saliha sultan ve diğer şehzadeler de buradadırlar. Üçüncü Mustafa hanın validesi Mihr-i şah Emine sultan ile birinci Abdülhamid hanın validesi Rabia sultan da buradadır.<br /><b><br />Fatıma Sultan<br /></b>Üçüncü Ahmed hanın kızıdır. 1725 de Bab-ı âlide bir cami yaptırmıştır. İbrahim paşanın zevcesi idi. 1732 de vefat edip, Turhan sultan türbesinin haricine defnedildi.</p>
<p><b>Hatice Sultan<br /></b>Dördüncü Mehmed hanın kerimesidir. 1738 de Defterdar ile Ayvansaray arasında <b>(Sultan camii)</b>ni yaptırdı. Buna <b>(Ya-Vedud camii)</b> de denir. Çünkü, önceden şeyh Abdül-Vedud yaptırmıştı. Kendisi, Buhara’dan, İstanbul’u almak için gelenlerdendir. 1456 senesinde vefat edip, orada defnolundu. Sonra, halifelerinden Tokmak dede, vakfını tayin etti. Bu da orada medfundur. Bunun için oradaki kabristana <b>(Tokmaktepe) </b>denir. Hatice sultan, buradaki sahil sarayları yerine çeşme, sebil ve mektep ve mektebin altında Muhammed Ensarinin türbesini yaptırırken, bu mescidi yeniden yaptırmıştır. Rumeli-kavağı camiini de Hatice Turhan sultan yaptırmıştır. 1743 de vefat etti. Turhan sultan türbesindedir. Zevci Hasan paşa, Üsküdar’da <b>(Nesuhi tekkesi mescidi)</b>ni yaptırmıştır.</p>
<p><b>Mihr-i Şah Sultan<br /></b>Üçüncü Selim hanın validesidir. Halıcıoğlu kışlası ile yeni köprü arasındaki camii yaptırmıştır. Eyyub camii ile Bostan iskelesi arasında 1796 da yaptırdığı türbesindedir. Kızı Hatice sultan da yanındadır.
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/%e2%80%9charem%e2%80%9d-ile-ilgili-romanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halife seçiminde şu&#8217;ra ve tayin usulü</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/halife-seciminde-sura-ve-tayin-usulu/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/halife-seciminde-sura-ve-tayin-usulu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/halife-seciminde-sura-ve-tayin-usulu/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Osmanlılarda halife seçimi dine aykırı değil mi idi? Halifenin oğlunu tayin etmesi saltanat değil midir? Niye Hazret-i Ömer gibi şu&#8217;raya havale edilmemiştir?CEVAPOsmanlıların halife seçme usulü, Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in ictihadına göre idi. O tayinle yerine halife seçmiştir. (Yerime Ömer halife olsun) demiştir. Hazret-i Ömer de, yerine tek kişiyi seçmek istemiştir; (Eğer Ebu Ubeyde bin Cerrah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual:</b> Osmanlılarda halife seçimi dine aykırı değil mi idi? Halifenin oğlunu tayin etmesi saltanat değil midir? Niye Hazret-i Ömer gibi şu&#8217;raya havale edilmemiştir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Osmanlıların halife seçme usulü, Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in ictihadına göre idi. O tayinle yerine halife seçmiştir. (Yerime Ömer halife olsun) demiştir. Hazret-i Ömer de, yerine tek kişiyi seçmek istemiştir; (Eğer <b>Ebu Ubeyde bin Cerrah</b> hayatta olaydı, onu halife tayin ederdim. Çünkü Resulullah ona “<b>Ümmetin emini</b>” buyurmuştu) demiştir. Bu da gösteriyor ki, halife kendisinden sonrakini tayin edebilir. Yine Hazret-i Ömer’e, oğlunu halife bırakmasını istediklerinde Hazret-i Ömer, <b>(Halifelik ağır bir yüktür. Bir aileden bir kurban yeter. Oğlumun da kurban gitmesine razı olamam) </b>buyurmuştur. Oğuldan halife olmaz veya tayinle halife olmaz dememiştir. Zaten böyle bir şey uygun olmasaydı, her biri bir Müctehid olan eshab-ı kiram, yerine oğlunu halife yap diye teklif etmezlerdi. </p>
<p>Eshab-ı kiramın tamamının Cennetlik olduğu âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde açıkça bildiriliyor. Peygamber efendimiz ayrıca bazılarına <b>(Sen Cennetliksin)</b> diye ikramda da bulunmuştur. Aşere-i mübeşşere denilen on zatın da, ikram olarak ismen Cennetlik olduğu bildirilmiştir. Hazret-i Ömer, şu’raya Cennetle müjdelenenleri seçmiştir. Şu’raya seçilenler şunlar idi: <br /><b>1-</b> Osman bin Affan, <br /><b>2-</b> Ali bin Ebi Talib, <br /><b>3-</b> Talha bin Ubeydullah, <br /><b>4-</b> Zübeyr bin Avvam, <br /><b>5-</b> Sad bin Ebi Vakkas,<br /><b>6-</b> Abdurrahman bin Avf. </p>
<p>Aşere-i mübeşşereden ikisi (Hazret-i Ebu Bekir ile Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri) vefat etmişti. Biri kendisi, öteki de Said bin Zeyd idi. Hazret-i Ömer, bu zatı, amcasının oğlu olduğu için şu&#8217;raya dahil etmemişti. Hatta kendi oğlunu, halife olmamak şartı ile, şu’rada oy kullanmak için seçmişti.</p>
<p>Hazret-i Ömer, ictihadına göre aranılan şartlara haiz birini tam seçemediği için halife işini şu&#8217;raya havale etmiştir. İctihadında aradığı şartlar tam yerine gelse idi, Hazret-i Ebu Bekir gibi o da birisini tayin ederdi. Nitekim hayatta olsaydı bu ümmetin emini Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini halife tayin edeceğini bildirmişti.</p>
<p>Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olan Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in ictihadına uyup, onun tayin usulünü kabul eden Osmanlı sultanlarına dil uzatmak doğru olmaz. Osmanlı sultanları şehzadeleri özel eğitimle yetiştiriyorlardı. Rast gele bir oğlunu yerine tayin etmiyordu.</p>
<p>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in üstünlüğü ile ilgili üç hadis-i şerif meali:<br /><b>(Ebu Bekir, insanların en üstünüdür. Yalnız Peygamber değildir.)</b> [Deylemi]<br /><b><br />(Ebu Bekir’i sevmek ve ona şükretmek her mümine vacibdir.)</b> [Deylemi]<br /><b><br />(Cebrail aleyhisselama, Ömer’in üstünlüklerinden sordum. Onun kıymetini, Nuh aleyhisselamın Peygamberlik zamanı kadar </b>[950 yıl]<b> anlatsam, bitiremem. Bununla beraber, Ömer’in bütün kıymetleri, Ebu Bekir’in kıymetlerinden birisidir, dedi.)</b> [Ebu Ya’la]</p>
<p>Böyle bir zatın usulünü uygulayan Osmanlıyı tenkit etmek çok yanlıştır.
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/halife-seciminde-sura-ve-tayin-usulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultanlara dua</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/sultanlara-dua/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/sultanlara-dua/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/sultanlara-dua/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bir çok müslüman sultan ve halife gelip geçmiştir. Kimi iyi işler, kimi kötü işler yapmıştır. Onlara itaat gerekir mi idi? Onları kötülemek caiz midir?CEVAPMüslümanların sultanına itaat ve iyi dua etmek, Ehl-i sünnet itikadındandır. Fıkıh kitaplarında yazdığı gibi, sultana beddua etmek doğru değildir, iyi dua etmek gerekir. (R.Nasıhin)Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Eğer emirlerinize sövmeseydiniz, Allahü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual: </b>Bir çok müslüman sultan ve halife gelip geçmiştir. Kimi iyi işler, kimi kötü işler yapmıştır. Onlara itaat gerekir mi idi? Onları kötülemek caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Müslümanların sultanına itaat ve iyi dua etmek, Ehl-i sünnet itikadındandır. Fıkıh kitaplarında yazdığı gibi, sultana beddua etmek doğru değildir, iyi dua etmek gerekir. <b>(R.Nasıhin)<br /></b>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br /><b>(Eğer emirlerinize sövmeseydiniz, Allahü teâlâ üzerlerine ateş yağdırıp onları mahvederdi. Fakat kötü sözleriniz yüzünden bunu yapmıyor.) </b>[Deylemi]<br /><b><br />(Sultanı zelil etmeye çalışanı, kıyametten önce Allahü teâlâ zelil eder.) </b>[Deylemi]<br /><b><br />(İdarecilerinize kötü dua etmeyin! Çünkü onların iyiliği sizin iyiliğiniz, kötülüğü sizin kötülüğünüz demektir.) </b>[Şirazi]<br /><b><br />(Sultana iyilik dileyen ve dua eden, hidayet bulur. Beddua eden ve iyilik dilemeyen, dalalete düşer.) </b>[Deylemi]<br /><b><br />(Her mazlum, sultana iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebâya da sabır düşer.) </b>[Beyheki]
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/sultanlara-dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar ve hac</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/padisahlar-ve-hac/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/padisahlar-ve-hac/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/padisahlar-ve-hac/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Solcu bir yazar, Osmanlı padişahlarının hacca gitmelerinin yasak olduğunu, gittikleri takdirde, öldürüldüğünü yazmaktadır. Osmanlı Padişahları niçin hacca gitmez?CEVAPTarihi olaylarda tarih kitaplarına, dini konularda ise dini kitaplara bakılır. Hacca gitmek dini bir vazifedir. Bunun nasıl yapılacağı, hangi hallerde, kimlerin bu vazifeden muaf tutulacağı hakkında din kitaplarına bakılır. Hangi olayda hangi kitaplara, hangi kaynaklara bakılacağını, neyin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual: </b>Solcu bir yazar, Osmanlı padişahlarının hacca gitmelerinin yasak olduğunu, gittikleri takdirde, öldürüldüğünü yazmaktadır. Osmanlı Padişahları niçin hacca gitmez?<br /><b>CEVAP<br /></b>Tarihi olaylarda tarih kitaplarına, dini konularda ise dini kitaplara bakılır. Hacca gitmek dini bir vazifedir. Bunun nasıl yapılacağı, hangi hallerde, kimlerin bu vazifeden muaf tutulacağı hakkında din kitaplarına bakılır. Hangi olayda hangi kitaplara, hangi kaynaklara bakılacağını, neyin nereye sorulacağını bilmeyen kimsenin boyundan büyük çam devirmesi işten değildir. Halkı yönlendiren, bir köşe yazarının rastgele yazması, çok tehlikelidir.</p>
<p>Hacca gitmek isteyen padişah kim, niçin öldürür? Osmanlı devleti, Osmanlı halkı müslüman değil miydi, gavur muydu da dinin bir emrini yerine getirmek isteyen padişahı öldürsünler.</p>
<p>Osmanlı padişahlarının her işlerini Şeyh-ül-İslam’a sordukları, bütün tarih kitaplarında da yazmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman Hanın, bir sandıkla gömülmesini vasiyet ettiği meşhurdur. Vefatında bahsettiği sandığı açtıklarında, yaptığı her işinde, Şeyh-ül-İslam’dan fetva aldığı, sandıktaki kağıtların bu fetvalar olduğu görülmüştür.</p>
<p>Dini meselelerde bu kadar, hassas davranan kimseler, İslam’ın beş şartından biri olan Hac hususunda da elbette çok titiz davranmıştır.</p>
<p>Bir olayı incelerken o zamanın şartlarını da göz önüne almak gerekir. O zamanın imkanları ile hacca gidip gelmek aylar sürüyordu. Bir devlet başkanının aylarca devletinin, ordusunun başından ayrılması, devlet için her zaman tehlikedir. İşte bu sebepten dolayı Şeyh-ül-İslamlar, Padişahların hacca gitmelerine, devletin, milletin selameti açısından izin vermediler. </p>
<p>Bu hususta meşhur fıkıh âlimi <b>İbni Âbidin </b>hazretleri buyuruyor ki: <br /><b>Lubab Şerhi</b>’nde sultan ve sultan vazifesi gören emirler, padişahlar, sultanlık halleri devam ettiği müddetçe, hacca gitmezler, yerlerine bedel gönderirler. <b>(Redd-ül-Muhtar </b>Hac bahsi<b>) </b>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/padisahlar-ve-hac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Âmirsiz toplum olmaz</title>
		<link>http://www.islamdinimiz.com/amirsiz-toplum-olmaz/</link>
		<comments>http://www.islamdinimiz.com/amirsiz-toplum-olmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 17:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdinimiz.com/amirsiz-toplum-olmaz/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Geçen gün bir ajansta görevli biri, bir radyoda (Saltanata alışmış, güdülmeye alışmış bir milletiz) diyerek Osmanlı devletini, emirlik ve sultanlık sistemini kötüledi. İddiasını ispat için de, Kur&#8217;an-ı kerimdeki, (Raina demeyin, ünzürna deyin) âyetini delil getirdi. Bu âyet milleti gütmemek gerektiğini mi bildiriyor?CEVAPÂyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre yorumlamak çok tehlikelidir. Peygamber efendimiz nasıl bildirmişse, âlimler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="metin">
<b>Sual: </b>Geçen gün bir ajansta görevli biri, bir radyoda (Saltanata alışmış, güdülmeye alışmış bir milletiz) diyerek Osmanlı devletini, emirlik ve sultanlık sistemini kötüledi. İddiasını ispat için de, Kur&#8217;an-ı kerimdeki, <b>(Raina demeyin, ünzürna deyin) </b>âyetini delil getirdi. Bu âyet milleti gütmemek gerektiğini mi bildiriyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre yorumlamak çok tehlikelidir. Peygamber efendimiz nasıl bildirmişse, âlimler nasıl açıklamışsa öylece bildirilir. <b>Mektubat-ı Rabbani</b>deki hadis-i şerifte, <b>(Kur&#8217;anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur) </b>buyuruldu. Şimdi, aklı değil de, nakli esas alarak âyet-i kerimenin iniş sebebini ve manasını bildirelim: </p>
<p>Eshab-ı kiramdan bazıları, Peygamber efendimize, <b>Bizi de gözet, iyi anlayalım ya Resulallah </b>manasına, <b>Raina ya Resulallah </b>derlerdi. Halbuki <b>Raina </b>İbranicede <b>Ey çoban, ey ahmak </b>gibi manalara gelmekteydi. Bir yahudi bir yahudiye hakaret etmek istese <b>Raina </b>derdi. Müslümanların (Raina ya Resulallah) demelerini fırsat bilen yahudiler, <b>Raina </b>kelimesini andıracak şekilde ağızlarını eğerek, hakaret kasdı ile Peygamber efendimize <b>Raina </b>demeye başlamışlardı. İbranice bilen Sad bin Muaz, bunu işitince, <b>Resulullaha karşı böyle söyleyeni bir daha işitirsem, boynunu vururum </b>demişti. Yahudiler de, <b>Siz, böyle dediğiniz için biz de öyle söylüyorduk </b>diye kaçamak bir cevap vermişlerdi. Bunun üzerine, <b>(Ey iman edenler, raina demeyin, ünzürna deyin) </b>âyet-i kerimesi nazil olmuştu. <b>(Tibyan) </p>
<p>Emirlere itaatin önemi <br /></b>Diğer tefsirlerde de aynı şey bildiriliyor. Dinimizde birlik ve beraberliğin sağlanması için emire itaatin önemi büyüktür. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: <br /><b>(Allah’a, Peygambere ve sizden olan emirlere itaat edin!) </b>[Nisa 59] </p>
<p>Allah’a, Peygambere ve emirlere itaat etmeye, <b>güdülmeye alışmış olmak </b>denir mi? Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(</b>[Ey aile reisleri] <b>Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyunuz!)</b> [Tahrim 6]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br /><b>(Hepiniz çobansınız ve hepiniz raiyesinden </b>[güttüklerinden, evindekilerden ve emri altındakilerden] <b>mesuldür. Emir çobandır ve raiyesinden mesuldür. Kadın, kocasının evinde çobandır ve raiyesinden mesuldür. Hizmetçi, efendisinin malının çobanıdır ve raiyesinden mesuldür. Evlat, babasının malının çobanıdır ve raiyesinden mesuldür. Şu halde hepiniz çobansınız ve çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz.)</b> [Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İ.Ahmed, Taberani]<br /><b><br />(Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur. Benim tayin ettiğim emire itaat eden, hakikatte bana itaat etmiş, ona isyan eden de hakikatte bana isyan etmiş olur.) </b>[Buhari]<br /><b><br />(Habeşli siyah bir köle olsa da, emirinize itaat edin!) </b>[Buhari]</p>
<p><b>(Malını zorla alsa da emirin sözünü dinle ve ona itaat et!) </b>[Buhari]<br /><b><br />(Müslüman, hoşuna gitse de, gitmese de, emirin sözünü dinler ve ona itaat eder. Emir, günah olan bir şeyi emrederse, o emri dinlemek gerekmez.) </b>[Buhari] <br /><b><br />(Emirin, beğenmediğiniz işlerine sabredin, zira cemaatten ayrılan imansız ölür.)</b> [Buhari] <br /><b><br />Çobanlık kötü müdür?<br /></b>Görüldüğü gibi, dinimiz, cemiyetin huzuru ve kargaşadan uzak olmak için emir kötü de olsa, onun meşru emrine itaat edilmesini, yani güdülmeyi emretmektedir. </p>
<p>Her rejimde, gütme ve güdülme vardır. Zaten dünyada âmirsiz, memursuz hiçbir sistem yoktur.<br />Bir sürüyü gütmek, çobanlık etmek kötü bir şey değildir. En sahih hadis kitabındaki bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: <br /><b>(Allahü teâlâ, çobanlık etmemiş olan bir Peygamber göndermedi.) </b>[Buhari]</p>
<p>Saltanat yani sultanlık ve emirlik sistemi kötü değildir. Sultan kötü ise kötülük eder, iyi ise iyilik eder. Her rejimde de öyledir. Belediye başkanının biri halka hizmet eder, biri de rüşvet yer, hainlik yapar. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /><b>(Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir. Ona ikram eden kimse, ikram görür, ona ihanet eden kimse de ihanete maruz kalır.) </b>[Taberani]</p>
<p>Sultan, Allah’ın gölgesidir demek, (Sultan, Allah’ın emirlerini tatbik etmek salahiyetine malik olan kimsedir) demektir.
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdinimiz.com/amirsiz-toplum-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

